Bulls RoleplayREDM ROLEPLAY
—/ 300 Steam ile Giriş
Tüm ekipler
Aktif oluşum

Blanca

Van Horn'da başlayan bir hikaye

§ Ekip hikâyesi
Geçen yıllar, bu sekiz çocuğu Van Horn’un acımasız okulunda eyaletin en iyi silah tutan adamlarına dönüştürdü. Birbirlerinin her nefes alışını, silahı ne zaman kılıfından çekeceklerini ezbere biliyorlardı. Ne bir şerif yıldızı ne de kasabaya dadanan diğer haydutlar, çocukken mühürlenen bu sadakat bağını koparabildi. Onlar için adalet, Van Horn’un çamurlu sokaklarında aç kaldıklarında kimseden yardım görmemeleriyle çoktan bitmişti. Adaleti sadece kendi namlularının ucunda aradılar. Artık büyüdükleri bu köhne liman kasabası onlara dar geliyordu. Ceplerinde Van Horn’un barut tozu, zihinlerinde ise çocukken kurdukları o büyük dünyayı ele geçirme hayalleriyle atlarını eyaletin içlerine doğru sürdüler. Onlar Van Horn’un çocuklarıydı; gittikleri her yere çocukluklarının o sert kurallarını ve kusursuz silahçılıklarını götüreceklerdi. Zaman akıp gitti, çamurlu yüzler sakallarla kapandı; ceplerindeki paslı oyuncaklar, yağlanmış ve ölüm saçan çeliğe bıraktı yerini. Artık Van Horn’un barlarında fısıldaşarak konuşulan adamlar olmuşlardı. Kasabanın tefecileri, kaçakçıları ve rıhtım ağaları, bu sekiz dostun yan yana yürüdüğünü gördüklerinde yollarını değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Ancak Van Horn küçük, hırsları ise büyüktü. Bir akşam, limana yanaşan ve Saint Denis'deki zengin zümreye ait özel antika ve tahvilleri taşıyan bir yük gemisi, onların sabrını taşıran son damla oldu. Plan günlerce konuşulmadı; çünkü birbirlerinin gözlerine baktıklarında ne yapacaklarını zaten biliyorlardı. O fırtınalı gecede, gökyüzü gürlerken harekete geçtiler. Oski Response, limanın en yüksek fener kulesine sızıp bekçiyi sessizce etkisiz hale getirdi ve fenerin ışığını üç kez kapatıp açarak fırtınanın ortasındaki o gizli işareti verdi. Bu, her şeyin temiz olduğunun sinyaliydi. Gemiye ilk sızanlar Lucien Respatio ve Lorenzo Castro oldu. Lucien, güvertedeki nöbetçilerin arkasından bir gölge gibi belirdi, Lorenzo ise elindeki susturulmuş bıçak darbeleri ve gölgede parlayan namlusuyla saniyeler içinde yolu temizledi. Ancak işler her zaman planlandığı gibi gitmezdi. Kilitli kasanın patlama sesiyle geminin alt katındaki muhafızlar uyandı ve rıhtımda kıyamet koptu. İşte o an, Van Horn'un çamurunda yoğrulmuş silahçılık devreye girdi. Alexander Edward Jawhead, dar koridorda elindeki çift kırma pompalıyla adeta bir barikat gibi durdu; mermiler ahşap duvarları delip geçerken Alexander milim geri adım atmadı. Onun hemen arkasından sızan Nico Rossi, muhafızların çapraz ateşini soğukkanlılıkla analiz ederek nerede durmaları gerektiğini söyledi. Luciano Costa ve Lucas Bell, geminin kıç tarafına sıkışan muhafızları çapraz ateşe aldı. Lucas’ın durdurulamaz atış ritmi, Luciano’nun her bir mermiyi hedefe adrese teslim gönderen sarsılmaz nişan çizgisiyle birleştiğinde muhafızların hiçbir şansı kalmadı. Güverteden kaçmaya çalışan son bir grup asker ise rıhtımın karanlığından gelen bir ölüm ıslığıyla yere serildi. Kasabanın siluetinde, fırtınanın altında bir heykel gibi duran Malrik Crowder, Winchester tüfeğiyle yüz metreden koşan adamları tek tek indirdi. O gece, sekiz dost rıhtımdan ayrılırken arkalarında sadece barut dumanı ve kendilerine ait ilk büyük serveti bıraktılar. Bu vurgun, New Hanover'da büyük bir yankı uyandırdı. Pemerton ajanlarının ve yerel şeriflerin gözü artık Van Horn’un üzerindeyken, sekiz kardeş için bu köhne liman kasabasını terk etme vakti gelmişti. Ceplerindeki altınların ağırlığı, atlarının sırtındaki eyer çantalarını dolduruyordu. Ancak onları asıl heyecanlandıran şey para değil, çocukken o dar depoda kurdukları dünyayı nihayet fethetme fırsatıydı. Atlarını kasabanın çıkışındaki dik tepeye doğru sürdüklerinde, durup son bir kez arkalarına, büyüdükleri o pis ve sisli limana baktılar. Van Horn onlara merhamet etmemişti, onlar da dünyaya merhamet etmeyecekti. Şimdi önlerinde uzanan devasa eyalet yolları vardı: Saint Denis’in zengin konakları, Valentine’ın çamurlu ama canlı ticaret sokakları, sarp Grizzlies dağlarının gizli patikaları ve Strawberry’nin dar vadileri… Gittikleri her yere Van Horn’un acımasız kurallarını, sokakların getirdiği sarsılmaz sadakati ve rüzgarı bile alt eden kusursuz silahçılıklarını götüreceklerdi. Onlar artık sadece sokak çocukları değildi; onlar, kanunun sınırlarını kendi namlularıyla çizen, eyaletin görebileceği en tehlikeli, en organize ve birbirine en sadık sekiz silahşoruydu. Yolculuk yeni başlıyordu ve tarih, Van Horn’un çocuklarını kanla yazacaktı.
Şimdi çalıyor D'Angelo – Unshaken
0:00 / 0:00